İstanbul’un Pendik semtinde yaşıyorum; denize kısa bir yürüyüş mesafesinde, şehir temposunun içinde sakin bir köşe buldum kendime. Yaşım 25, boyum 1.67, kilom ise 56. Burada kendimi yalnızca günlük hayatın akışı içinde tanımlamıyorum; daha çok anların tadını çıkarmaya odaklanıyorum. Bir bakışta, bir cümlede veya bir kahkahanın paylaşıldığı o küçücük anlarda hayatın en güzellerinin saklı olduğuna inanıyorum.

İlişkilerde iletişimin sade ve samimi olması gerektiğini düşünüyorum. İnsanları hızlıca tanımanın değil, birbirini gerçekten anlamanın peşindeyim; konuşmak kadar dinlemek de benim için önemli. Sessizliğe ihtiyaç duyduğumuz anlarda kenardan durabilen, boğmadan ve yüzeyde kalmadan bağ kurabilen biriyle daha çok uyum sağlayacağını hissediyorum. Böyle bir bağ bana günün geri kalanında huzur ve güven getirir.
Kahve benim için sadece bir içecek değildir; kendi içimde kısa bir mola, tazelenme ve yeni tatlar keşfetme yolculuğu. Sabahın erken saatlerinde bugün güzel geçsin diye başlayan ritüelim, yoğun bir günün orta yerinde nefes almak için de devam eder. Yeni kahve dükkanlarını keşfetmeyi seviyorum; her yeni tat, şehirle aramızda kurduğumuz bir gizli sözleşme gibi gelir.
Sohbet arasındaki bağı kuran en kıymetli köprüdür benim için. Kimiyle iki dakika konuşurken saatler geçiyormuş gibi hissettim mi, kimiyle saatler geçer ama bağ kuramazsın. Kendini kasmadan konuşabilen insanlar bana çekici gelir; gündelik konular, çocukluk anıları veya bu anlamlı hayatta ne aradığımıza dair sohbetler canlandırır ilişkiyi. Aramızda samimiyet ve karşılıklı saygı varsa, sohbetler keyifli akıntıya dönüşür.
Gezmek ise bir hedef listesi değil, ruhu tazeleme yolculuğudur. Bir semtinin ara sokaklarında kaybolmak ya da sahile yürümek bana canlılık verir. Deniz kıyısında yürürken zihnimdeki uğultu azalar, kendimi daha net hissederim. Beraber keşfetmek ise bir ilişkinin güzelliğini artırır; aynı manzaraya bakıp birbirimizin en çok ne hoşuna gittiğini konuşmak, küçük ama değerli bir paylaşımdır.
Alışveriş ve makyaj da hayatımın renkli parçalarındandır. Kendime özen göstermekten ve kendimi iyi hissetmekten zevk alırım; makyaj ise kendimi ifade etmenin bir yolu olarak bana özgüveni gösterir. Doğal ya da daha belirgin görünümlerle kendime iyi bakarım.
Burada aradığım şey mükemmel bir insan değil; dürüstlük, saygı ve açık iletişimle duygusal zekasını gösteren biri. Söz ve davranış uyumlu olsun, hissetmediğinde nazikçe söyleyebilen, problemi büyütmeden çözmeyi seçebilen biriyle bağ kurmak isterim. Küçük güzellikleri fark eden, hayata pozitif bakışla yaklaşan ve gerektiğinde belirsizliği de anlayışla karşılayan biri benim için çekicidir.
İlişkide aceleci değilim; zamanla farkındalık ve netlik isterim. Gelişirse güzel, gelişmezse saygıyla ve incitmeden bitirilebilecek bir süreç benim için yeterli. Eğer sen de bir profil olarak tüketilecek bir kişi yerine, gerçekten anlaşılabilir bir insan olarak görülmek istiyorsan; sohbet etmeyi seviyor ve kahveyi bir ritül olarak önemsiyorsan, belki aynı dili konuşuyoruzdur. Bana yaz; klişe sorularla başlamana gerek yok. Şununla başlayalım: Son zamanlarda seni gerçekten mutlu eden küçük şey neydi?