Gün ışığının altında büyüyen düşüncelerim, kelimelere sığınan bir serüven gibi. 27 yaşında, 173 boyunda ve 66 kiloda olan biri olarak insanı yalnızca ölçütlerle tasarlamıyorum; gözlerindeki sıcaklık ve konuşurken seçtiğim kelimeler, birine olan iyi niyetimi daha çok anlatır. Zamanın hızını hissederim, ama anı biriktirmekten daha çok onun değerine inanırım. Kalabalıklar arasında sessizce gözlemlemeyi severim; bazen de bir şarkının sözlerinde kendimi bulurum. Büyük heyecanlar kadar, küçük ve gerçek mutlulukların peşindeyim: sabah kahvesinin ilk yudumu, rüzgârın yüzüme vurduğu akşamüstü yürüyüşleri ve birinin gerçekten “iyi misin?” diye sorması beni etkiler. Samimiyet aradığım insan ilişkilerinde, sahte cümleleri hemen anlarım; fakat samimi bir gülüş, içten bir iltifat veya birinin gözlerindeki yorgunluğu da fark ederim. Beni tanıyanlar, konuşurken karşısındakini rahatlatan bir yanım olduğunu söylerler. İçime sinen ve değerlendiğim bir üslup benim için önemlidir; çünkü kendini olduğu gibi gösterebilen insanlar, var olabileceği alanları severim. Birinin yanında “kendim” kalabildiğim her yer, benim için adeta bir ev hissi yaratır.

Günlük yaşamımda dengeye önem veririm: sorumluluklarımı takip ederken kendime nefes alabileceğim aralıklar da bırakırım. Uzun yürüyüşler beni dinlendirir; kimi zaman spor amacıyla, kimi zaman zihnimi toparlamak için. Kitaplar ise benim için yakın dostlardır; bazen bir romanın içine sürüklendiğimde, bazen bir paragrafta kendiyle yüzleşirim. Yeni yerler keşfetmeyi sevsem de bunu kalabalık “check-list”lerden çok, küçük köşelerden yaparım: güzel bir kahvaltı mekanı, sakin bir sahil, zarif bir sergi ya da hiç adımlamadığım bir sokak. Hayatı tüketmek yerine gerçek anlamda yaşamak için çabalıyorum. Bir ilişki için en kıymetli hayal ise basitçe güvenin varlığıdır. Pendik escort kelimesiyle başlayan ifade, drama ve belirsizlikten yorulan bir bakış açısını temsil eder. Sevgi bana gösterişli sözlerden çok süreklilik ve samimiyeti getirir. “Bugün nasılsın?” sorusunu ezberden değil, içten sormak; yorulduğunda omuz verebilmek; yan yana yürürken konuşmadan da huzuru paylaşabilmek… böyle bir bağ kurmayı arzuluyorum. Hem arkadaşlıkta hem ilişkide, saygının eksilmediği ve neşenin çoğaldığı bir “biz” fikri beni heyecanlandırır. Burada karşılaşacağım kişinin, kibarlıkla hareket eden, iletişime açık ve kendini geliştirmeye meraklı biri olması benim için önemli. Pendik gibi bir konumda yaşayan biri olarak yakınlık da kıymetli; hayatın merakını paylaşan, empati kurabilen ve basit şeylerin değerini bilen bireylerle tanışmayı arzuluyorum. İyi bir ilişki, iki insanın birbirini tamamlamasından çok, hayatı birlikte daha anlamlı kılmakla ilgili derin bir ortaklık değildir. Gerçek sohbetin yavaşça derinleşmesini seven, birinin gözlerinin içine bakınca “burada iyi bir şey var” demeyi özleyenlerle tanışmak istiyorum. Bir kahve, bir yürüyüş ya da samimi bir mesaj belki de en güzel başlangıçlar olur.”